Makine Haber

Elektrikli araçlar çare mi? Yeni bir sorun mu?

Avrupa Birliği tarafından duyurulan 2050 yılındaki ‘sıfır emisyon’ hedefi, ulaşımda dizel ve benzin yakıtların kullanılamayacağını öngörüyor. Peki içten yanmalı motorların geleceği ne olacak? Elektrikli araçlar lanse edildiği gibi tek çare mi?

  • 09 Eylül 2021
Elektrikli araçlar çare mi? Yeni bir sorun mu?

Kadir ÖRÜCÜ
BRC Türkiye CEO’su

Yaz ayını yaşadığımız Kuzey Yarımküre’de yaşanan sel felaketleri, mevsim normallerin çok üzerinde seyreden hava sıcaklıkları nedeniyle yaşanan kuraklık ve orman yangınları Küresel Isınma’nın tetiklediği çevre felaketleri olarak görülüyor.
Küresel Isınma’yı tetikleyen karbon salımı değerlerini düşürmek için adımlar atan devletler ve devlet üstü kurumlar, ulaşımdan enerji üretimine birçok alanda emisyon değerlerini düşürmek için yeni kısıtlamalar devreye sokuyorlar. Enerji üretiminde büyük ölçüde yenilebilir kaynaklara geçiş mümkünken; ulaşımda emisyon değerlerini düşürmek için ortaya konulan alternatifler yetersiz kalıyor.

Karbon salımı değerlerinin acilen düşürülmesi gerekiyor
Karbon salımı değerlerinin acilen düşürülmesi gerekiyor. Günümüzde yaşadığımız doğal felaketlerin kaynağı Küresel Isınma. Küresel Isınma’nın belirli ölçüde durdurulmasının tek çözümü de, karbon salımı değerlerinin azaltılmasından geçiyor. Avrupa Birliği, İngiltere ve Japonya’nın öncülük ettiği yeni karbon emisyon hedefleri, karbon salımının düşürülmesi ve Küresel Isınma’nın geriletilmesi için önemli adımlar. Ancak, bunun nasıl yapılacağı önemli bir tartışma konusu. İngiltere’nin ortaya attığı ‘Yeşil Plan’ enerji üretiminde akılcı çözümler ortaya koysa da; ulaşımda hangi çözümlerin ortaya konulacağı ve içten yanmalı motor teknolojilerinin nasıl bir anda terk edileceği gibi sorunlar halen geçerliliğini koruyor.

Lityum-ion bataryalarda geri dönüşüm yüzde 5 civarında
Cep telefonlarımızda ve dizüstü bilgisayarlarımızda kullandığımız lityum bataryalar, elektrikli araçlarda da kullanılıyor. Diğer batarya teknolojilerinde geri dönüşüm mümkünken; lityum-ion bataryalarda geri dönüşüm yüzde 5 civarında gerçekleşiyor. Birmingham Üniversitesi’nde elektrikli araçlar için batarya teknolojileri üzerinde çalışan ekibin lideri Paul Anderson, yakın tarihte İngiliz basın kuruluşu BBC’ye verdiği demeçte lityum bataryaların oldukça zehirli olduğu; bu nedenle geri dönüşümünün büyük maliyetlerle gerçekleştiğini belirtmişti. Elektronik cihazlarımızın görece daha küçük ve geri dönüşüm maliyeti çok yüksek olan kullanılmış lityum bataryaları çöp olarak Afrika ülkelerine gönderiliyor. Elektrikli araçların kullandığı lityum bataryalar çok daha ağır. Ortalama bir elektrikli aracın 70 kilo lityum barındırdığını ve bu bataryaların 2-3 yıl ömrünün olduğunu düşünürseniz; elektrikli araçların doğa için barındırdığı tehlikenin farkına varabilirsiniz.

Lityum bataryaların yerini alabilecek yeni batarya teknolojileri üzerinde duruluyor
Dünya çapında otomotiv üreticileri, batarya teknolojileri ve lityum bataryaların geri dönüşümü için ciddi miktarda yatırımı Ar-Ge çalışmalarına harcıyorlar. Nissan’ın lityum bataryaların dönüşümü yönünde ciddi araştırmaları bulunuyor. Renault ve Volkswagen gibi Avrupalı üreticiler ise, lityum bataryaların yerini alabilecek yeni batarya teknolojilerinin üzerinde duruyor. Hızlı şarj olabilecek, daha hafif ve daha uzun menzili karşılayabilecek bataryalar için büyük bir yarış var; ancak henüz sonuç görünmüyor.

AB üyesi ülkeler elektrikli araçlar için alt yapı çalışmalarına başladılar
Avrupa Birliği üyesi ülkeler elektrikli araçlar için alt yapı çalışmalarına başladılar. AB bu konuda teşvik dağıtıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde elektrikli araçların şarj olabilmesi için alt yapı çalışmaları başladı. Ancak, dünyanın geri kalanında bu denli masraflı ve ülke çapında gerçekleşecek, karmaşık bir alt yapıyı kuracak ülke sayısı ne yazık ki çok az. Teknolojiyi geriden takip eden gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerde elektrikli araçların nasıl yaygınlaşacağı şüphesi korunuyor. Günümüzdeki eğilimlere bakarak, otomotiv üreticilerinin gelişmiş ülkeler için ayrı, diğer ülkeler için ayrı araçlar üreteceğini öngörüyoruz. Bu durum; yalnızca gelişmiş olan ülkelerdeki karbon salımı seviyelerini düşürecek, dünya nüfusunun çoğunluğunun barındığı ülkelerde kirletici yakıtlar kullanılmaya devam edecektir.

BioLPG, geleceğin yakıtı olabilir
Biyolojik yakıtlar giderek gelişiyor ve atıklardan uzun yıllardır metan gazı elde ediliyor. Biodizel yakıtına benzer bir süreçle elde edilen BioLPG, geleceğin yakıtı olabilir. Üretiminde atık palm yağı, mısır yağı ve soya yağı gibi bitkisel temelli yağlar kullanılabilirken; ayrıca biyolojik atık olarak görülen, atık balık ve hayvan yağları, gıda üretiminde atık haline dönüşen yan ürünlerden de faydalanılan BioLPG, hâlihazırda İngiltere, Hollanda, Polonya, İspanya ve ABD’de üretilip kullanıma sunuluyor. Hem atıklardan üretilmesi, hem de üretim maliyetlerinin düşük olması BioLPG’yi anlamlı kılıyor.

İçten yanmalı motorlara bir anda “elveda” dememiz mümkün değil
Elektrikli araçlar için batarya teknolojisi bekleniyor. İçten yanmalı motorlar bir anda terk edilemeyecek. Elektrikli araçlar için daha uzun mesafeleri kat etmelerini sağlayacak daha çevreci batarya teknolojilerinin bulunması, yaygınlaşmaları için büyük önem arz ediyor. Öte yandan, içten yanmalı motorlara bir anda “elveda” dememiz mümkün değil. Gelişmekte olan ülkelerdeki alt yapı zayıflığı, elektrikli araçların ucuz bir teknoloji geliştirilene kadar pahalı olması da denkleme kattığımızda, LPG en akılcı seçenek olacaktır. Küresel Isınma’nın etkilerini durdurmak için önlemler aldığımız süreçte, LPG içten yanmalı motora sahip araçlar ortadan kalkıncaya dek varlığını sürdürecektir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ