Makine Haber

Ülkemizde mühendis ve makine ilişkisine bir bakış

50 yılı aşan bir süredir bu işi yapan bir kişi olarak üzülerek belirtmeliyim ki; ülkemizin makine üretimi konusunda durumu hiç de iç açıcı değil. Bir makine mühendisi olarak etrafıma baktığımda; “Şu makine, araç ve gereç bizimdir” diyemiyorum.

Ülkemizde mühendis ve makine ilişkisine bir bakış

Mustafa ESER
Makine Mühendisi

Dünyada makine üretiminin yapıldığı ülkeler genellikle ‘gelişmiş ülke’ olarak adlandırılır. Makinelerin insan yaşamını kolaylaştırmak için üretilmiş araçlar olduğu düşünülünce, üretimlerine devam edileceği de doğal bir sonuçtur. Makinelerin, dünyamızdaki adet ve cins olarak çeşitliliklerine bakıldığında, kategorik olarak sınıflandırılmaları oldukça karmaşıktır. Ancak insan ile direkt ilişkili olanlar; otomobil, bisiklet, kumaş dokuma tezgahı, kâğıt delme zımbası, toprak sürme sabanı ve benzerleri bir gurupta toplanabilir. Diğerleri ise, bunları üretmek maksadı ile üretilip kullanılanlar; her türden takım tezgahları, maden işleme makineleri ve benzerleridir. Gıda üretim, ambalajlama makineleri ve benzerlerini bir başka gurupta toplamak ve çeşidi bu şekilde artırmak da mümkündür.

Makine üreten kişi ve kurumlar ihtisaslarına göre gruplanır
Bu çeşitlilik nedeni ile de, makine üretimlerini yapan kişi ve kurumlar ihtisaslarına göre gruplanır. Bildiğimiz gibi, bu ihtisas grupları dâhi isim veya markalarına göre farklıdırlar; Renault Otomobil, Fiat Otomobil vb. gibi.
Dünyada 1 yıl içinde üretilen makine adedini söylemek mümkün değildir. Ancak bir örnek vermek gerekir ise; 2018 yılı içinde içten yanmalı motorlardan 70-80 milyon adet üretildiği kesinleşmiştir.
Bu makinelerin üretimi, başta makine mühendisleri olmak üzere çok çeşitli meslek gurupları tarafından yapılmaktadır. Fonksiyonellik, ergonomi, yeterli sağlamlık, yeterli ömür; fakat herkesin sahip olacağı kadar ucuz olmak temel üretim ilkelerini oluşturmaktadır. Milyonlarca adet üretilip satıldığına göre, üretici firmaların bu ilkelere uydukları söylenebilir.

Ülkemizin durumu hiç de iç açıcı değil
Bu kısa bilgiden sonra, ülkemizde makine üretiminin durumuna da bir bakalım. 50 yılı aşan bir süredir bu işi yapan bir kişi olarak üzülerek belirtmeliyim ki; ülkemizin durumu hiç de iç açıcı değil. Bir makine mühendisi olarak etrafıma baktığımda; “Şu makine, araç ve gereç bizimdir” diyemiyorum. Birtakım ev gereçlerinin Türkçe özel isimlerinin olmasının bile bu gerçeği değiştirmediği düşüncesindeyim. Bu ev gereçlerinin ve benzerlerini üretmek için kullanılan tüm makineler ‘gelişmiş ülkeler’den ithal edilmiştir.
‘Ülkem neden bu durumda’ diye baktığımda, tek sorumlu olarak makine mühendislerini ve onları yetiştiren sistemi görmekteyim. Üretim için finansman yapanların bunda hiçbir suçu yoktur.
Peki, ne yapmalıyız da rahmetli Necmettin Erbakan hocanın “Biz mühendis değil, ithalat memuru” yetiştiriyoruz dediği gerçeği ters çevirebilelim. Elektronikçiler ve mekatronikçiler yol almaktadırlar. Aselsan ve TAİ örneklerinde olduğu gibi, savunma sanayii müesseseleri çok ilerlemişlerdir. Savunma sanayiinin bu gelişimine biz makine mühendisleri ayak uyduramamaktayız. Nihâi makinelerin ana organları olan içten yanmalı motorlar ve aktarma organları konularında gelişme olamamaktadır.

Makine üretimi tasarım ile başlar
Çözüm; öncelikle birlikte/kolektif çalışma terbiyesi edinmiş, mesleğini seven ve sürekli gelişmesi gerektiğine inanan, çok çalışan, ancak elde edilen hasılayı paylaşan, ürettiği her ürünün en mükemmel olmadığının, ancak daha mükemmelini yapmak gerektiği bilincinde olan mühendisler yetiştirmektedir. İkincil olarak, bu mühendisler bilmelidirler ki; bir makine üretimi tasarım ile başlar. Doğru tasarım ‘temel üretim ilkeleri’ne uyuyorsa, “ürün doğru yoldadır” denir. Doğru tasarımın diğer bir ilkesi ise ‘Benchmarking’ yapmaktır. Bundan maksat; aynı konularda var olan, fakat şöhret olmuş benzer diğer ürünlerin üstün taraflarını bulup kendi tasarımına uygulamaktır. Proses mühendisleri ve finansçıların katkıları tasarımın tamamlanabilmesi için mutlak şarttır. Tasarımı tamamlanmış olan makine, ‘üzerinde çalışılıp seri üretim için geliştirilecek ilk ürün’ olacaktır.
Üretilmiş ilk üründe ciddi çalışmalar yapılarak, ‘temel üretim ilkeleri’ne uygun hale getirilir. Bu yoğun ve yoğun olduğu kadar da maliyetli çalışmaya kısaca ‘Ar-Ge çalışması’ diyoruz.
Bundan sonraki aşama artık ürünü seri üretim şartlarında üretmektir. Mühendisliğin yanı sıra; iş ve işletme yönetim uzmanlığı, pazarlama uzmanlığı, finans yönetimi uzmanlığı, yer, makine ve teçhizat gerektiren bu hususlar, genelde makine mühendislerinin konusunun ilerisindedir. Ancak, makine üretimini yapmakta olan mühendisler bilmelidirler ki; yabancıların ‘PLC (Product Life Cycle)’ olarak adlandırdıkları ‘Ürün Yaşam Döngüsü’ ve bu ilkeler ile ürünün üretilip gelişmesi hiçbir zaman sona ermez, sürekli devam eder.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ