Makine Haber

Start-up’lar neden bulutu seçiyor?

Artık küresel tâbiriyle bulut tabanlı ‘cloud native’ olmayan bir start-up’a rastlamak nadir görülen bir durum. Nitekim Türkiye’den de Peak, Insider ve Opsgenie gibi başarı örneklerinin hızla büyümesinin ve inovasyon geliştirmesinin arkasında; hızlı, güvenilir, çevik ve esnek bulut alt yapısının önemli bir payı bulunuyor.

Start-up’lar neden bulutu seçiyor?

Yinal ÖZKAN
AWS Türkiye Ülke Müdürü

Bulut teknolojileri; şirketlerin, özellikle de start-up’ların çalışma biçiminde devrim yaratıyor. Birçok start-up ilk günden bulut altyapısını kullanmayı seçiyor. Artık küresel tâbiriyle bulut tabanlı ‘cloud native’ olmayan bir start-up’a rastlamak nadir görülen bir durum. Nitekim Türkiye’den de Peak, Insider ve Opsgenie gibi başarı örneklerinin hızla büyümesinin ve inovasyon geliştirmesinin arkasında; hızlı, güvenilir, çevik ve esnek bulut alt yapısının önemli bir payı bulunuyor. Start-up’lar, buluta ve daha da önemlisi güvenliğe yaklaşımlarıyla; kurumsal alışkanlıklarının mirası nedeniyle yeni yetkinliklere uyum sağlamaya direnç gösteren büyük şirketlerden farklılar.
Fikirleri hızla hayata geçirmek ve büyümek isteyen start-up’lar, ilk günden AWS Bulut’un sunduğu birçok avantajdan faydalanıyorlar. Çünkü bu şirketler, güvenliğin sonradan düşünülecek bir konu olmadığını, tüm hizmet platformunun ve alt yapının temel taşı olduğunu çok iyi biliyorlar.

Akıllı yatırımlar
Yeni kurulan bir şirkette maliyet yönetimi kritik önem taşıyor. Bu nedenle, yatırımlarında mümkün olan en yüksek değeri ve yatırım getirisini (ROI) elde etmek zorunda oldukları için start-up’lar da, sadece kullandıkları kadar ödeme yapmalarına olanak tanıyan bulut hizmet modelini tercih ediyorlar. Böylece, yüksek maliyetlere katlanmadan BT alt yapılarını yönetebiliyorlar.
Öte yandan, düşük maliyet; düşük işlevsellik anlamına gelmiyor. Tam aksine, bulut alt yapısı üzerinde çalışan bir start-up, büyük işletmeler ya da kamu kurumlarıyla aynı hizmetlere ve olanaklara erişebiliyor. Bu durum, start-up’ların eşit bir oyun alanında rekabet etmelerine, hızlı bir şekilde inovasyon geliştirmelerine ve ürünlerini pazara sunmalarına olanak tanırken; aynı zamanda, en yaygın tehditlere karşı dünya standartlarında güvenliğe sahip olduklarını bilerek hareket etmelerini sağlıyor.

Ölçeklenebilirlik
Kararlı, azimli ve genişlemeye istekli oldukları için, start-up’ların işletmelerini bulut üzerinde inşa etmeyi ve ölçeklendirmeyi seçmeleri oldukça doğal. Bulut onlara talep doğrultusunda hızla kaynaklarını küçültme ya da büyütme; yani ölçeklenebilme olanağı sunuyor. Veri merkezlerine, sunuculara ve hizmet seviyesi anlaşmalarına yatırım yapmak zorunda kalmadan, daha hızlı ve esnek tepki verebilir duruma geliyorlar. Böylece; yeniliklere, inovasyona ve müşterilerine daha iyi hizmet vermeye odaklanabiliyorlar. Örneğin; AWS’nin geniş çapta benimsenen ve dünya genelindeki veri merkezleri aracılığıyla sunduğu 165’in üzerindeki hizmeti kapsayan bulut platformu sayesinde, start-up’lar, tek bir tıka küreselleşebiliyor ve genişleme planlarını kolayca hayata geçirebiliyorlar.

Hız ve çeviklik
Bulut platformları, start-up’lara işletme hızını ve büyümeyi artırırken mevcut BT sistemlerini optimize etme ve operasyonel verimliliği artırma fırsatı sunuyor. Bir fiziksel sunucuyu tedarik etmek haftalar veya aylar sürebilirken; bir bulut sunucusu edinmek sadece birkaç dakika sürüyor. Örneğin AWS, sunduğu çok sayıda servisle start-up’ların daha hızlı ürün geliştirmesini ve ürünlerini süratle pazara sunmasını destekliyor.

Güvenlik
Büyüklüklerinden bağımsız olarak tüm start-up’ların güvenliği birinci öncelik yapması gerekiyor. Oluşabilecek herhangi bir güvenlik ihlali, start-up’ların itibarlarını ve müşteri tabanlarını olumsuz etkileyebiliyor ve hatta bu durum birlikte çalıştıkları daha büyük kurumlara yansıyabiliyor. Start-up’ların, bir tedarik zincirindeki en zayıf halka olmamak için güvenliklerini ilk günden yapılandırmaları ve olgun bir zemine oturtmaları gerekiyor.

Güvenlik otomasyonu
Start-up’lar için zaman oldukça değerli. AWS’nin bulutta sunduğu güvenlik otomasyonu servisleri, güvenlikteki insan yapılandırma hatalarını azaltıyor ve kritik olan diğer görevlerde çalışmak için ekiplere daha fazla zaman sağlıyor. Otomasyon servisleri, davranış kalıplarını izleme yeteneği sayesinde, potansiyel tehditleri tespit etmek için daha akıllıca bir yaklaşım sunuyor. Davranıştaki değişiklikleri tespit edebilmek, olası saldırıların anında fark edilip ele alınması anlamına geliyor. Makine öğrenimi ve matematiksel mantığı güvenlik üzerine uygulamak, bulut platformlarının güvenlik değerlendirmeleri, tehdit tespiti ve politika yönetimi de dâhil olmak üzere belli başlı güvenlik işlerini etkin bir şekilde yönetmesini sağlıyor.
Özetle; start-up’ların henüz ilk günden, güvenliğe karşı en duyarlı küresel işletmelerin gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanmış ağ mimarisine sahip bir bulut sağlayıcısını seçmeleri gerekiyor. AWS, start-up’ların inovasyon için büyük bir itici güç olduğuna inanıyor. Ancak bu inovasyon, start-up’lar büyüdükçe; onları destekleyebilecek, onlarla gelişebilecek, verilerini güvende tutmalarına ve kötü niyetli siber saldırılara karşı korunmalarına olanak tanıyacak bir bulut sağlayıcısı ile çalışmadan mümkün görünmüyor. Ancak, bulut tabanlı ‘cloud-native’ bir yaklaşıma sahip olan ve güvenliği merkeze koyan start-up’lar, inovasyonu başarabiliyor ve sektörlerini sarsacak (disruptive) atılımları başarabiliyorlar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ