Makine Haber

Schneider Electric, Covid-19’un ardından sanayide güçlenmenin 4 temel adımını paylaştı

Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümünde dünya çapında uzman bir şirket olan Schneider Electric, Covid-19 kriziyle birlikte iş dünyasının ana gündeminde yer alan ‘yeni normale hazırlık’ için 4 temel adımdan oluşan bir yol haritası yayınladı.

Schneider Electric, Covid-19’un ardından sanayide güçlenmenin 4 temel adımını paylaştı

Schneider Electric, Covid-19 küresel salgınının ardından yeni normale ilişkin çözüm önerilerini içeren 4 temel adımı paylaştı. Tüm dünyada endüstrilerin yaşadığı dönüşümü hızlandıran söz konusu süreç, dijitalleşme alanında gelişimi zorunlu kılıyor. Kurumların dijital dönüşüm için ihtiyaç duydukları çeviklik, esneklik ve verimliliği sağlamak ancak dijital çözümlerle mümkün. Pandemi döneminde dijitalleşme alanında öncü kurumlar operasyonlarını kesintisiz sürdürürken; hem çalışanlarının, hem de paydaşlarının güvenliğini koruma altına almayı başardılar. Bu da, dijitalleşmeye olan ilgiyi artırdı. Kriz döneminde söz konusu alanda geride kalan kurumlar, dijitalleşmeye yatırım yaparak arayı kapatmayı hedefliyorlar. Schneider Electric, sürecin doğru yönetilebilmesi için; güven, iş birliği ve yeni nesil dijital teknolojilere olan ihtiyaca dikkat çekti.

Tricoire: “Esneklik kazanarak koşullara daha hızlı yanıt verdik”


Schneider Electric Grup Başkanı ve Global CEO’su Jean-Pascal Tricoire, “Covid-19 salgını bir kez daha gösterdi ki; bir kurumun kriz durumlarında esnek ve çevik olabilmesinin altın anahtarları güven ve iş birliğidir. Sağlık riskleri korku ve şüphe yaratırken; kriz sırasında başarılı olan ülkeler, toplumlar ve şirketler en yüksek güvenlik standartlarını sağlayanlar ve güven ağlarını yaratanlar olmuştur. Bu güvenin yanı sıra, ülke ve bölge bazında yöneticilerin de kendi kararlarını almak üzere yetkilendirilmesi süreci hızlandırdı. Bu sayede, esneklik kazanarak koşullara daha hızlı yanıt verdik ve daha hızlı bir performans gösterdik. Kriz süresince birbirimize güvenerek, süreçleri sadeleştirerek ve mikro yönetimden kaçınarak birçok ilişkimizi güçlendirdik. Bu dersleri almamız ve buna göre gelecekteki çalışma yöntemlerimizi geliştirmemiz gerektiği inancıyla da, yeni normale dair önerilerimizi iş dünyasına sunmayı hedef edindik. Güven, dayanışma ve dijitalleşmenin hayati öneme sahip olduğu bu yeni dönemden bu şekilde hep birlikte güçlenerek çıkabileceğimize inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yol haritası 4 temel adımı içeriyor
Schneider Electric’in 180 yılı aşkın köklü deneyimi ve Covid-19 sürecindeki başarısı kanıtlanmış çözümleri doğrultusunda hazırladığı yol haritası 4 temel adımı içeriyor:

1. Her şeyi ‘uzaktan’ yönetebilmek:
Uzaktan bağlantı ve izleme teknolojileri; daha fazla esneklik, daha güvenli çalışma şartları ve daha yüksek seviyede güvenlik sağlıyor. Operasyonların kesintisiz olarak devam etmesini, sosyal mesafe protokollerine uyulmasını mümkün kılıyor. Kriz sırasında birçok sektörde çalışanlar sahada görev yapamadı ve bu durum operasyonlarda gecikmelere neden oldu. Oysa, zenginleştirilmiş gerçeklik ile operatörler makineleri uzaktan izleyebilir ve arızaları teşhis edebilir. Sanal gerçeklik ile operatörler sanal eğitim alabilir ve sahaları fiziksel olarak orada bulunmadan ziyaret edebilir. Böylece, insan güvenliği riske edilmeden de operasyonlar sürdürülebilir.
Uzaktan yönetim teknolojileri, süreç geliştirmek ve çalışanları yetkilendirmek açısından da avantajlar sağlıyor. Simülasyon ve zenginleştirilmiş gerçeklik gibi teknolojiler, sorunların daha hızlı çözülmesine olanak sunuyor. Bu teknolojiler operasyonları daha çok desteklerken; iş birliklerini güçlendirmeyi ve sahada çalışanların dünyanın çeşitli yerlerden uzmanlara bağlanarak, deneyim ve uzmanlıklarından faydalanmalarını da mümkün kılıyor.

2. Esnekliği öncelikli kılmak:
Toplum, ekonomi ve çevre kaynaklı krizleri aşmak için esnekliği artırmak şirketlerin temel önceliği olmalı. Kurumların bu anlamda 3 faktöre odaklanmaları gerekiyor: Bağlanabilirlik, öngörülebilirlik ve önlenebilirlik. Bugün bağlantı, izleme olanağı sağlarken; operatörler yazılım ve analitikler aracılığıyla sorunları öngörebiliyor ve işaretlenen sorunları, kesinti gerçekleşmeden onarılmaları için servise yönlendirebiliyor. Ancak, bir tesisin sağlamlığı tesisteki en zayıf nokta kadardır. Her şirket; şebekeye erişim, güç dağıtımı, bina yönetimi, IT yönetimi ve süreç yönetimi dâhil bir değer zincirinin kombinasyonudur. Bu bağlantılardan herhangi birindeki kesinti esnekliği azaltacaktır. Bu nedenle, zincirin tamamında otomasyon ve analitikler uygulanmalıdır. Otomasyon ile sorunlar insan müdahalesi olmadan yerel seviyede çözülebilir. Analitikler ile nerede servis gerektiğini belirlemek için tesisten veriler çekilebilir.

3. Verimliliği hızlandırmak:
Verimlilik sanayi için her zaman kritik bir öneme sahip olmuştur. Ancak, Covid-19 krizinin sonrasında endüstriler maliyetleri azaltmanın yollarını ararken; bu konu daha da önem kazandı. Dijitalleşme verimlilik demektir; verimlilik de entegrasyonun dört ekseniyle elde edilebilir.
Öncelikle enerji ve otomasyonun entegrasyonuyla verimliliğin iki temel bileşeninin elde edilmesi gerekiyor. Bunlar; enerji ve süreç. Bu, maliyetleri azaltırken; karbon emisyonlarını ve kaynak tüketimini azaltır.
İkincisi uç nokta ile bulutun dikey entegrasyonu, verilerin gerçek zamanlı olarak erişilebilir ve şeffaf olabilmesi için tesisteki her nokta üretim katından yukarıya doğru bağlanır.
Üçüncüsü yaşam döngüsü entegrasyonu, tasarım ve binadan işletme ve bakıma kadar sermaye maliyetinden işletme maliyetine geçişte tüm kesinti ve verimsizlikleri ortadan kaldırır. Bu, sorunsuz bir şekilde birlikte çalışma ve verilerin yaşam döngüsü bütünlüğünü sağlar.
Sonuncusu ise, bir şirketi tesis tesis, saha saha yönetme şeklinden çıkıp enerji ve kaynak tüketimi ile ilgili büyük resmin görülebileceği Birleşik Operasyon Merkezi entegrasyonu. Böyle bir sistem, tüm firmaların tesislerini global ölçekte değerlendirmesini sağlayabileceği gibi, eksiksiz bir kıyaslama ve optimizasyon fırsatını da beraberinde sunar.

4. Sürdürülebilirliğe odaklanmak:
Nüfus artışı, artan şehirleşme ve yüksek nüfus yoğunluğunun sonucu olarak ortaya çıkan Covid-19 ve iklim değişimi toplumu tehdit eden temel unsurlar. İnsanlar, yaşanan bu süreçte sürdürülebilir bir dünyaya olan ihtiyacın daha fazla farkına varıyorlar. Global sıcaklık artışını 1,5 °C ile sınırlamak için yapılan çalışmalarda ivmeyi artırmak gerekiyor.
Sürdürülebilirlik yolculuğu ise dijitalleşme ile başlar. Verimlilik optimizasyonu için her şeyin ölçülmesi gereklidir. Enerji ve kaynak kullanımı verilerini kullanarak şirketler; verimlilik, elektriklendirme, döngüsellik ve karbondan arındırmaya odaklanmış, uygulayabilecekleri ve tekrarlayabilecekleri bir strateji geliştirebilir. Sürdürülebilirlik yolculuğu, bitiş çizgisi olmayan bir maratondur. Her şirket, faaliyetlerini yürütürken kesinlikle daha iyi ve daha sürdürülebilir olabilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ