Makine Haber

Karavelioğlu: “Makine sektörünün ihracatındaki daralma tek haneye düştü”

Eylül’de aylık ihracatlarını 1,6 milyar doların üzerine taşımayı başardıklarını ifade eden Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, 2020 yılının ilk 9 aylık döneminde ihracatlarındaki gerileme oranını tek haneye indirmeye başardıklarını dile getirdi.

Karavelioğlu: “Makine sektörünün ihracatındaki daralma tek haneye düştü”

Eylül’de aylık ihracatını 1,6 milyar doların üzerine taşımayı başaran makine sektörü, yılın 9 ayında ihracattaki gerileme oranını tek haneye indirdi. Yılın ilk 9 aylık döneminde ihracatı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 9’un altında düşen makine sektörünün toplam ihracatı 11,9 milyar dolar oldu. Ana pazarlarından Almanya, ABD, İngiltere ve İtalya’daki kayıplarını telafi etmeye başlayan sektörün, Rusya’ya ihracatındaki artış oranı ise yüzde 17’yi geçti.
Covid-19 ile mücadelede iyimser senaryoların uzağında kalınsa da, küresel sanayi üretiminde özellikle Temmuz ayından itibaren hızlı bir toparlanmanın olduğuna ve sanayi malı ihraç fiyatlarındaki düşüşün korkulandan daha sınırlı kaldığına dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Bu toparlanma biraz da pandemi ile ilgili endişelerden kaynaklanıyor ve gelişmiş ülkeler, üretimleri halen devam ederken daha çok stok tutmayı tercih ediyorlar. Dünya, güncel tahminlere göre yılsonunda yüzde 4 ilâ 6 arasında bir oranda küçülecek, belirsizliklerin etkisinde makine imalatçıları zorlu bir kış geçirecek. Bu yılın ilk 9 ayında makine ihracatında Kuzey Amerika ve Doğu Asya’da yüzde 20’nin de üzerine çıkan ihracat kaybı yaşadık. AB ülkelerine ihracatımızdaki düşüşü ise bu seviyelerin altında tutmayı başardık. Bu durum, salgının etkilerini daha aza indirmemizi sağladı. Çünkü, AB yüzde 52,1 payıyla makine ihracatımızda en büyük katkıyı sağlıyor. Fakat, AB’nin yeniden kapanma ihtimali de makine sektörü için yakın gelecekteki en büyük risk olarak beliriyor” dedi.

“Salgın karşısındaki yetersizlikler riskleri artırıyor”
Özellikle Fransa, İspanya ve Çek Cumhuriyeti gibi imalat gücü yüksek ülkelerde, salgın karşısındaki yetersizliklerin riskleri artırdığına dikkat çeken Karavelioğlu, Çin’in adil rekabete zarar veren politikası ile tüm makine imalatçılarını sıkıntıya soktuğunu dile getirdi. Karavelioğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkesine girmek isteyen Batılı firmalara büyük kısıtlamalar getiren Çin’in kendi imalatçılarına verdiği desteklerle uluslararası ihaleleri doğrudan etkilemesine karşı tedbir alınması gerektiği, Avrupa Birliği’nde hâkim görüş haline geldi. Çin’in rekabette kural tanımazlığı sadece AB’nin değil, bütün dünyanın en öncelikli konularından biri oldu.”

“Direnme gücümüzün bir sınırı var”
Türkiye’de makine sanayiinin riskleri çok ciddiye alan ve bu sayede iyi yöneten bir sektör olduğunu öne süren Karavelioğlu, “Makine imalat sektörünün gelişmiş ülkelerde yüzde 18,5, Çin hariç gelişen ülkelerde ise yüzde 39,2 daraldığı ikinci çeyrekte, Türk makine sanayiinin daralma oranı sadece yüzde 12 oldu. Dünyada makine sanayii genel imalat sanayiinin altında daralan nadir ülkelerden biri Türkiye’ydi. Türkiye sanayiinin en dayanıklı üretim kolu olduğumuz bu benzersiz kriz döneminde yeniden görülmekle birlikte; bizim de direnme gücümüzün bir sınırı var. Çin’in bütün dünyaya makine ihracatı farklı sınıflandırmalara göre yüzde 5 ilâ 27,1 azalmışken; Türkiye’ye makine ihracatı yılın ilk 8 ayında yüzde 44,5 artarak 4 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde, Asya’dan ithal edilen makinelerin tutarı da yüzde 30,1 artarak 6,3 milyar doları aştı. Kapasitelerimizin üçte biri halen boşta ve ölçek sorunumuz sürerken; Doğu makinelerinin ülkemizdeki paylarını olmadık ölçüde artırması ve bir nevi işgal altında kalmamız, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir vakadır. Makine sanayiimize sahip çıkılması mecburiyetini herkese tekrar hatırlatmak isteriz” ifadelerini kullandı.

“Makine sanayii gibi katma değeri yüksek sektörler önemini daha da artırdı”
Gelir dağılımın küresel bazda bozulduğu, birçok ülkede dev holdinglerin ve teknoloji şirketlerinin vergi ödemediği pandemi sürecinde devletlerin kamu bütçeleri zayıflarken, makine sanayii gibi katma değeri yüksek sektörlerin önemini daha da artırdığını söyleyen Kutlu Karavelioğlu, şöyle devam etti: “Krizlerin yarattığı etkiyle küreselleşmiş üretim tekrar evine, bölgesine dönmeyi beklerken; Almanya ve genel olarak Avrupa’da bu geri dönüşler için yeni mali destek planları hazırlanıyor. Şu anda ilaç ve kimya sanayilerinde başlayan bu dönüşüm makine sektörü için de geçerli olacaktır. Komponent ve ara malını ithal ederek büyümüş makine dallarımızın öncelikli ihtiyaçlarından başlayarak hayata geçireceğimiz yerlileşme teşvikleri Batı sermayesi için de çekici olacaktır.”

“Döviz ihtiyacımız görece düşük”
Türkiye’de makine imalatçılarının görece az ve mümkün mertebe iç kredi kullanarak, işlerini öz kaynaklarıyla finanse ettiklerine ve toplam kredi borçları içinde döviz kredilerinin payını sınırlı tuttuklarına dikkat çeken Karavelioğlu: “Toplam ihracatın yüzde 11’ini yapan makine imalat sektörünün borcu, 30,1 milyar TL ile tüm sektörlerin toplam borçları içinde yüzde 1,5 paya sahip. Genel imalat sanayii borcunun ise yüzde 4’ünü oluşturuyor. Başta hizmet dalları olmak üzere bazı sektörlerde yüzde 90’a varan oranlarda dövizle borçlanma tercihinin makine sektöründe yüzde 50 civarında tutulması, risk algımızın ne kadar gelişmiş ve belirleyici olduğunu gösteriyor. İhracatta yerli katma değer oranı en yüksek sektörlerden biri olarak döviz ihtiyacımız da görece düşük. Buna rağmen, daha rekabetçi fiyatlar verebilmemize imkân sağlasa da kur artışlarından kaygılanmıyor değiliz. Verilen destek ve teşvikleri süratle katma değere dönüştüren makine sanayii; döviz kazandırıcı, ithal ikameci sektörlere ihtiyacın çok arttığı bu dönemde finansal kaynaklardan daha fazla pay almayı hak ediyor” diyerek sözlerini noktaladı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ