Makine Haber

Güvensiz çalışma ortamı ve dikkatsizlik iş kazalarına yol açıyor

Türkiye, iş kazalarının önlenmesi ve en aza indirgenmesi için 2012’de ‘6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu çıkararak çok önemli bir adım attı. Bu kanun ile birlikte, iş sağlığı ve güvenliği açısından koruyucu ve önleyici bir yaklaşım benimsendi. Ancak, iş kazalarıyla mücadelede henüz iyi bir kazanım elde edemedik.

Güvensiz çalışma ortamı ve dikkatsizlik iş kazalarına yol açıyor

Gamze KAĞAN
Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı ve Öğretim Görevlisi

Araştırmalara göre, Türkiye’de ölümle sonuçlanan iş kazaları en fazla inşaat sektöründe yaşanıyor. İnşaat sektöründe yaşanan iş kazaları; en çok çalışanın düşmesi, elektrik çarpması, malzeme düşmesi ve yapı makinası kaynaklı meydana geliyor. Ölümlü iş kazalarının en çok inşaat sektöründe görülmesinin temel nedenleri ise; ülkemizin ihtiyacı olan alt yapı ve üst yapı uygulamalarının yoğun bir şekilde çözülmeye çalışılması, inşaat işlerinin yatırımların hemen hemen hepsinde görülmesi, inşaat sektörünün iş güvenliğinde çok tehlikeli alanda olması, iş sağlığı ve güveliği kültürünün ülkemizde yeni gelişmeye başlaması.
SGK güncel verilerine göre, ülkemizde iş kazalarının en çok görüldüğü sektörler şu şekilde: Madencilik ve taş ocakçılığı, kanalizasyon ve atık yönetimi faaliyetleri, imalat, inşaat, konaklama ve yiyecek hizmetleri faaliyetleri. Ayrıca; madencilik ve taş ocakçılığı, inşaat, ulaştırma ve depolama, tarım, ormancılık ve balıkçılık, elektrik-gaz-buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörleri, ölümlü iş kazalarının en çok görüldüğü sektörler arasında yer alıyor.

İş kazalarının nedeni temel iki etkene indirgenebilir
İş kazalarının risklerini anlamak için öncelikle iş kazasına sebebiyet veren nedenleri anlamak gerekiyor. İş kazalarının oluşmasına neden olan etkenlerin tümü, ‘güvensiz davranışlar’ ve ‘güvensiz durumlar’ olmak üzere temel iki etkene indirgenebilir. Çalışma ortamındaki sıcaklık, nem, hava akımları, yetersiz aydınlatma, gürültü ve kirli hava gibi olumsuz fiziksel ve kimyasal etmenler çalışan insanda; yorgunluğa, ilginin dağılmasına, hareketlerin ağırlaşmasına, duyu organlarının yetersiz kalmasına neden oluyor ve bunun sunucunda da güvensiz davranışlar ortaya çıkıyor.
Güvensiz koşullar ise, üretimde kullanılan teknolojinin ve üretim araçlarının niteliğinden iş düzensizliğine, bakım ve kontrollerin noksanlığından denetim ve yönetim hatalarına, depolama ve istifleme yanlışlıklarından sağlıksız çevre koşullarına kadar birçok etkenden dolayı ortaya çıkıyor. Örneğin; zayıf aydınlatma, bozuk zemin, zemindeki yağ ve petrol atıkları, ölçüm ve kontrolleri yapılmamış elektrik tesisatı gibi güvensiz koşullar, düşme, patlama ve elektrik çarpması gibi iş kazası risklere yol açıyor. Dalgınlık ve dikkatsizlik, makina koruyucularını çıkarmak veya uygun olmayacak şekilde kullanılması, tehlikeli hızla çalışmak gibi güvensiz davranışlar da, düşme ve yaralanma gibi çeşitli riskler meydana getiriyor.

‘6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ ile çok önemli bir adım atıldı
Türkiye, iş kazalarının önlenmesi ve en aza indirgenmesi için 2012 yılında ‘6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu çıkararak çok önemli bir adım attı. Bu kanun ile birlikte, iş sağlığı ve güvenliği açısından koruyucu ve önleyici bir yaklaşım benimsendi. Ancak, bu büyük adımın üzerinden yaklaşım dokuz yıl geçmiş olması ve halen iş kazaları oranlarının yüksek olması, iş kazalarıyla mücadelede henüz iyi bir kazanım elde edemediğimizi gösteriyor. İş güvenliği sorununa sadece teknik ve yasal bir sorun olarak bakılmaması gerekiyor. Ülkemiz açısından bu durumda en önemli sorunlardan bir tanesinin iş güvenliği kültürünün yerleşmemiş olduğunu söyleyebiliriz. İş güvenliği kültürünün geliştirilmesi için de, uzun vadeli bir eylem planı oluşturulması gerekiyor. Bu kapsamda, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili kurum ve kuruluşların sosyal diyalog temelli ortak çalışmalar yürütmesi fayda sağlayacaktır.

Uzun dönemli bir işletme stratejisi uygulanmalı
İşyeri düzeyinde güvenlik kültürü oluşturulmasında kilit rolü oynayan işverenlerin ve yöneticilerin İSG uygulamaları konusunda uzun dönemli bir işletme stratejisi uygulamaları gerekiyor. Bu amaçla, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler başta olmak üzere işverenlere yönelik eğitim ve bilgilendirme programları yapılmalı. Bu programlar; işverenin yasal sorumlulukları, İSG’nin verimliliğe ve iş kalitesine katkısı ve İSG yönetim sistemi yaklaşımı konularını içermelidir. Özellikle ölümcül iş kazalarının gerçekleştiği sektörlerde iş güvenliği performansının arttırılması ve iş kazalarının ve olumsuz sonuçlarının azaltılması; iş sağlığı ve güvenliği alanında daha etkin önlemlerin alınmasını, çalışanların iş güvenliği kurallarına uymalarının sağlanmasını, ilgili alanda yapılan yatırımların artırılmasını ve çalışmaların daha kontrollü bir şekilde yürütülmesini sağlar.

İletişim araçları daha aktif bir şekilde kullanılmalı
İnternet ve medya alanında yaşanan hızlı gelişmeler ile toplumsal yaşamımızda ve çalışma hayatımızda iletişim araçlarının rolleri önemli ölçüde arttı. Bu nedenle, İSG kültürünün yaygınlaştırılması alanında iletişim araçlarının daha aktif kullanılması ve İSG kavramının sinema, tiyatro, diziler gibi medya organlarında yer almasına yönelik çalışmalar yapılması faydalı olacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ