Makine Haber

Di Lodovico: “Rekabette öne çıkmak için insan kaynağını doğru yönetmek şart”

McKinsey tarafından yapılan araştırmalara göre; insan kaynakları, dijital çağa uygun yeteneklerin geliştirilmesi ve değere dönüştürülmesinde stratejik bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Bu kapsamda, İK’da kökten bir dönüşüm gerçekleştirerek rakiplerini geride bırakan şirketlerin sürdürülebilir bir başarı yakalayabilecekleri belirtiliyor.

Di Lodovico: “Rekabette öne çıkmak için insan kaynağını doğru yönetmek şart”

Önde gelen şirketlere, kamu kurumlarına ve sivil toplum kuruluşlarına hizmet veren global yönetim danışmanlığı firması McKinsey & Company, insan kaynaklarının (İK) geçirdiği dönüşüm ve söz konusu dönüşümü doğru yönetmenin, işin kârlılığına ve sürdürülebilirliğine etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.
McKinsey’nin yapmış olduğu araştırmalara göre; yetenek yönetimini etkin bir şekilde sağlayan şirketler, finansal performanslarında rakiplerini geride bırakıyorlar. Doğru işle doğru yetenekleri buluşturmayı başaran kuruluşlar, ilk yıllarında yatırımlarının geri dönüşünü 2,5 kat oranında alıyorlar. Sonraki yıllarda da, söz konusu durumu sürdürebilen şirketler, rakiplerine kıyasla 2,2 kat daha başarılı bir performans elde ediyorlar.

“İK henüz arzu edilen konuma ulaşamadı”
İşin başarısındaki kritik önemine rağmen İK’nın henüz arzu edilen konuma ulaşamadığını dile getiren McKinsey Kıdemli Ortağı Amadeo Di Lodovico, şirketleri rekabette öne taşıyacak trendleri şu şekilde açıkladı: ²Bugün insan kaynakları, evriminin üçüncü aşamasında. 1970’lerde daha bürokratik bir rol üstlenen İK uzmanları, 90’lar itibariyle gelişen küreselleşme ve e-ticaret gibi trendlerle bir ‘danışman’ rolü üstlenmeye başladılar. Bugün ise, yetenekleri kazanma ve elde tutmak için yaşanan güçlü rekabet, dijital teknolojiler ve çalışan deneyimine verilen önemin artması ile birlikte çok daha kritik bir role kavuşuyorlar. İK’nın temel görevi de, yetenekleri değere dönüştürmek üzere stratejik liderliğe evriliyor. Yaptığımız araştırmalar ise, CEO’ların sadece yüzde 32’sinin İK’nın bu görevi yerine getirebilecek yetkinlikte olduğuna inandığını gösteriyor. Bu oranın yükselmesi ve İK’nın fark yaratan ve başarıda aktif rol üstlenen bir fonksiyona dönüşmesi için 8 temel trende odaklanması gerekiyor. Bunlar; yönetim kurulunun yetenek yönetimine odaklanmasını sağlamak, sadece üst yönetimin değil şirket için kritik önem taşıyan yüzde 2’lik dilimdeki yeteneklerin gelişimini önceliklendirmek, performans yönetiminin başına İK’yı değil işi koymak, yetenekleri departman bazlı değil proje bazlı geliştirmek, çalışanların işlerini verilerle yönetmelerini sağlamak, insan kaynağının gelecekte ihtiyaç duyacağı yetenekleri geliştirmelerini mümkün kılmak, yeni liderlerin yetişmesine yatırım yapmak ve çalışan deneyimine odaklanmak. Bu sayede şirketler, üst düzey yöneticilerinin yerine yeni liderler bulmakta ya da bir yeteneğin yerine yenisini koymakta zorlanmıyor ve işin sürdürülebilirliği sağlanıyor.”

“Adil çalışma ortamı çalışanların motivasyonunu artırıyor”
Çalışan memnuniyetine odaklanılan, adil ve şeffaf bir çalışma ortamı ile çalışanların motivasyonunun, dolayısıyla performanslarının artığını dile getiren Di Lodovico, “Böylece, hiyerarşi içerisinde kaybolan yetenekler ortaya çıkıyor, çok daha çevik ve yeniçağın hızına uygun bir iş yapısı doğuyor. Veri ve analitiklerin yardımı ile yetenek yönetimi mükemmelleşiyor. Yöneticiler tarafından mevcut yeteneklerin yüzde 53’ünün yarın gereksiz olacağının belirtildiği günümüzde, yarının ihtiyaçlarına göre geliştirilen yetenekler işin geleceğinde rol almaya hazır hale geliyor. Böylece şirketler, dijital çağa uygun bir yapıya kavuşurken; insan kaynakları da bu dönüşümde yeni ve çok daha stratejik bir role bürünüyor. Bu dönüşümü gerçekleştirmemek ise, işin sürdürülebilirliğini riske etmek anlamını taşıyor² dedi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ